İklim değişikliği, tüm dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri haline geldi. Bu bağlamda, ülkeler çevre dostu politikalar geliştirerek küresel ısınmayı azaltmak ve sürdürülebilir bir gelecek için adımlar atmak zorunda. İşte bu çerçevede oluşturulan İklim Kanunu, yerel ve ulusal düzeyde önemli düzenlemeleri beraberinde getiriyor. 2025 yılında yürürlüğe girmesi planlanan İklim Kanunu maddeleri, çevresel sürdürülebilirliği artırmak ve iklim değişikliği ile mücadelede etkili bir strateji geliştirmek amacıyla tasarlandı. Bu yazımızda, İklim Kanunu'nun detayları, yasalaşma süreci ve Resmi Gazete'de yer alan bilgilerin yanı sıra, bu kanunun içerdiği önemli maddeleri ele alacağız.
İklim Kanunu, iklim değişikliği ile mücadele etmek, çevresel sürdürülebilirliği sağlamak ve karbonsuz bir ekonomiye geçiş sürecini desteklemek amacıyla hazırlanmış yasal bir çerçevedir. Bu kanun, hükümetin iklim politikalarını belirlemesi, uygulaması ve geliştirmesi için bir temel oluştururken, aynı zamanda özel sektörü ve toplumun diğer kesimlerini de bu sürece dahil etmeyi hedeflemektedir. İklim Kanunu, kamuoyunun yanı sıra yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörde de duyarlılığı artırmayı amaçlamakta; çevresel sorunlara yönelik farkındalık ve çözüm arayışlarını teşvik etmektedir.
İklim Kanunu'nun 2025'te yürürlüğe girmesi beklenen maddeleri, birçok alanda köklü değişiklikler vaat ediyor. Bu maddeler arasında en dikkat çekici olanı, sera gazı emisyonlarının belirli bir takvim çerçevesinde azaltılmasını öngören düzenlemelerdir. Buna göre, 2030 yılı itibarıyla ülkenin sera gazı emisyonlarını 1990 yılı seviyelerinin altında tutması gereken belirli hedefler belirlenecek. Bunun yanı sıra, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artırılması, fosil yakıtların kullanımının azaltılması ve enerji verimliliği uygulamalarına yönelik teşviklerin sağlanması da bu kanunun önemli maddeleri arasında yer alıyor.
İklim Kanunu, ayrıca karbon ticareti sistemini içermekte ve bu sistemin nasıl uygulanacağına dair detayları belirlemektedir. Karbon ticareti, şirketlerin ve sanayilerin emisyon izinlerini alıp satabilmesine olanak tanıyarak, karbon salınımını ekonomik açıdan yönetilebilir hale getirmektedir. Kanunun diğer bir önemli unsuru ise iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için adaptasyon stratejileridir. Bu kapsamda, binalarda enerji performanslarının artırılması ve iklim dirençli altyapı yatırımlarının teşvik edilmesi gibi önlemler öngörülmektedir.
İklim Kanunu'nun yasalaşma süreci de oldukça dikkat çekici. Yapılan görüşmeler ve tartışmalar sonucunda, birçok paydaşın katkılarıyla şekillenen bu yasa tasarısı, ilgili yetkililer tarafından Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla yürürlüğe girecek. Halihazırda yapılan çalışmalara göre, çeşitli kamu ve özel kurumlar, bu süreçte aktif roller üstlenmeye hazırlanıyor.
Bu bağlamda, İklim Kanunu'nun sadece çevresel değil, ekonomik ve sosyal boyutları da göz önünde bulundurulmaktadır. Yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması, yeni istihdam olanakları yaratılması ve toplumun çeşitli kesimlerine iklim değişikliği ile mücadele konusunda bilinçlendirme faaliyetleri, bu kanunun getireceği olumlu etkilerden sadece birkaçı. Bu sayede, hem çevresel hem de ekonomik sürdürülebilirlik sağlanarak, toplumun genel refah seviyesi artırılmış olacaktır.
İklim değişikliği ile mücadele etmek her birey ve kurum için bir sorumluluktur. İklim Kanunu, bu sorumluluğun nasıl paylaşılacağı ve üstlenileceği konusunda önemli bir yapı sunmakta. İlerleyen dönemlerde, bu kanunun uygulanması ve sonuçları, tüm dünya için örnek teşkil edecek nitelikte olabilir.
Son olarak, İklim Kanunu, yalnızca yasal bir düzenleme olmanın ötesinde, tüm toplumların kolektif hareket etmesine olanak tanıyan bir platform sunmaktadır. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için atılan bu adımlar, herkesin katkısıyla daha da güçlenecek ve etkili hale gelecektir.